Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Açık
İstanbul
27°C
Açık
Cum 26°C
Cts 25°C
Paz 22°C
Pts 21°C

UKRAYNA İŞGALİ EMPERYALİST-KAPİTALİZMİN KANLA BESLENEN NİTELİĞİNİ GÖSTERİYOR 

A+
A-
10.05.2022
176
ABONE OL
UKRAYNA İŞGALİ EMPERYALİST-KAPİTALİZMİN KANLA BESLENEN NİTELİĞİNİ GÖSTERİYOR 
MAKALE

24 Şubat ’22’de Rusya tarafından Ukrayna’nın işgal edilmesi harekatı başkent Kiev’de dahil tüm önemli kentlerinde askeri hedefler, limanlar, depolar, hava saldırı sistemleri füzeler ve uçaklarla vurularak başlatıldı. Emperyalist Rus ordusu Ukrayna topraklarında ilerlerken Rusya devlet başkanı V. Putin “Bu bir işgal değil, rejime karşı, neo-nazilerin temizlenmesi için yapılan bir operasyondur” dedi. Savaş başlamadan önce Donetsk ve Luhansk halk cumhuriyetlerinin Rusya’ya katılma kararları Rusya meclisinde kabul edildi. Rus işgal harekatının bu iki bölge ile sınırlı kalacağına dair genel kanaatlerin aksine askeri hedefler seyir füzeleriyle vurulduktan sonra Ukrayna Karadeniz, Rusya ve Balerus sınır hatlarında sarıldı kentlere ilerleme gerçekleşti. ABD’nin Irak, Libya, Afganistan’da yaptığına benzer sivil yerleşim alanlarının doğrudan hedeflenmediği savaşın seyrinde görülse de ve Rusya’nın açıklamaları da bu yönlü olsa da böylesine kapsamlı bir işgal savaşında ve yerleşim alanlarına yakın askeri hedeflerin büyük ölçekli bombalarla imhası esnasında sivillerin ölmemesi olanaksızdı ve tüm haksız savaşlarda olduğu gibi yine işçi sınıfı ve tüm emekçi halk, savaşın kurbanı oldu. Savaş başlamadan Ukrayna oligarkları çoktan ülkeyi terk ettiler. Milliyetçilik nutukları atıp – Türkiye’de örneği görüldüğü gibi – halk kitlelerini aldatan burjuvazi her yerde tehlike anında kendisine güvenli yerler arar ve ülkeden kaçar. Ukrayna işçileri ve bütün emekçi halkı ise savaşın getirdiği dehşetli tesirleri ruhlarında duyumsayarak, sözle anlatılamaz acıların içinde kaldılar. Gıda stokları kısa sürede tükendi, kilometrelerce araba kuyruklarının oluştuğu ülkeyi terk etme görüntüleri dünya basınının ekranlarını doldurdu. Milyonlarca Ukraynalı savaşın uzamasıyla birlikte yurtlarından ayrılarak sersefil koşullarda göçmen durumuna düştüler. 

SAVAŞ EMPERYALİST REKABETİN SONUCUDUR

Kapitalist ülkeler arasında gelişmenin eşitsiz niteliği emperyalizm dönemi boyunca savaşlara yol açmıştır. Afrika, Ortadoğu’da ülkelerin yıkımına yol açan işgal savaşları gibi Ukrayna işgali de keskinleşen emperyalist ülkeler arası rekabetin bir sonucudur. Ukrayna’nın bağımsız bir ülke olma hakkını hiçe sayan ve halkların yıkımına yol açan emperyalist Rusya işgalinin lanetlenmesi, Ukrayna halkının ve ulusunun haklı mücadelesinin desteklenmesi tüm ilerici, demokratik kuvvetlerin görevidir. ABD-AB, NATO’nun yayılmacı emelleri ve savaş kışkırtıcılığı Ukrayna işbirlikçi hükümetinin Rusya’ya karşı kullanılması, gerici güçlerin donatılıp büyütülmesi, Donbass’ta işlenen suçlar vb. daha da belirtilebilecek gerekçeler Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini asla haklı çıkaramaz. Devrimci proletarya nerede olursa olsun her türden işgal, ilhak, baskı, uluslararasında özgürlük ve tam hak eşitliği prensibini ihlal eden tutumlara karşıdır ve mücadele yürütür. Proletarya iki kötüden birisinin yanında olmaz, olamaz, dünya işçi sınıfı, emekçi halkları ve mazlum ulusların düşmanı NATO, ABD ve Avrupalı emperyalist ortaklarına işçi sınıfının sosyalizm bakış açısı ve amacına uygun karşı durduğu gibi, Rusya emperyalizminin Ukrayna işgaline karşı durur. Soruna uluslararası komünist proletarya hareketi ve sınıf savaşımının ve bu genel mücadelenin bir parçası olan Ukrayna ve Rusya işçi sınıfı ve bütün emekçi halkların kurtuluş davası ve bakış açısı, keza baskı altına alınan ve işgale uğrayan ezilen bir ulusun gözüyle yaklaşır. Rus çarlığını deviren 11 emperyalist ülkenin kuşatması altında devrimci iç savaşı zaferle taçlandırıp Tüm Rusya’da sosyalizmi Rus ve diğer uluslardan işçilerle birlikte kardeşçe omuz omuza mücadeleyle kuran, Hitlerin-Nazi faşizminden dünya halklarını kurtarma savaşında Rus işçisiyle kanı aynı mevziye akan kardeş Ukrayna halkı ile Rus emekçi halkı düşman değildir ve asla da olamazlar. Bu bakış açısından haksız emperyalist savaşa karşı çıkılmasının enternasyonal proletaryanın devrimci tutumu olduğunu not ederek konumuza devam edebiliriz.

Ukrayna’nın işgali emperyalist ülkeler ve kamplar arasındaki rekabeti yeni bir aşamaya taşıdı. Görünürde savaş Rusya ile Ukrayna arasında ama gerçekte adı konulmamış bir dünya savaşı Ukrayna’da Rusya ile ABD, İngiltere, AB arasında sürmektedir. Ukrayna, Zelinski yönetiminde NATO’nun Rusya’yı çevreleme, Çin’in ekonomik, siyasi etki alanının genişlemesini engelleme konsepti çerçevesinde Rusya’ya karşı kışkırtıldı. İç savaş beslendi. İşgalin birinci gününde gösterilen refleksler Rusya’ya karşı duran diğer emperyalist cephenin genişliğini de gösterdi. Rusya birinci günde “83 hedef vuruldu” açıklamasında bulunurken AB, İngiltere, Almanya, ABD, İtalya, Fransa devlet başkanları tarafından Rusya sert ifadelerle kınandı. Almanya “ Avrupa’nın kara günü” dedi. Ev partilerinden dolayı başı belada olan İngiltere Başbakanı B. Jonson ise benzer içerikte bir şeyler gevelerken savaş yanlısı tutumunu öne çıkarmayı ihmal etmedi ve ardı sıra “yaptırım” kararları açıklandı. 

ABD’de ise: “Rusya bu yaptığının bedelini çok ağır ödeyecek” tehdidini yineledi. Emperyalist ülkeler “Güvenlik Konsey”lerini topladılar, ama ekonomik yaptırımlar ve Ukrayna’yı savaşa teşvik eden askeri ekipman destekleri dışında bir pozisyon alınamadı. NATO’nun Ukrayna’da niçin savaşmayacağı açığa çıktı ve silahlandırıp kışkırtılan ülkenin Rus pençesinin önüne atıldığı gerçeği aleni olarak görüldü. Savaş yanlısı İngiltere “silah yardımına devam edeceğiz” açıklamasında bulundu. Kendileri Yugoslavya’da, Afganistan’da, Irak, Libya, Suriye, Mali, Somali, Sudan, Yemen ve daha başka ülkeleri yıkıma uğratmamışlar gibi Rusya’yı “uluslararası hukuku ihlal etmek”, “uluslararası sistemi yıkmak”la suçlamalarına Rusya’nın sizin yaptığınızdan farklı bir şey yapmıyoruz anlamına gelen bir cevapla “uluslararası sistemin parçasıyız neden onu yıkmaya çalışalım” demesi dikkat çekici olduğu kadar sadece ABD, AB’nin çıkarları uğruna istenilen ülkelerin işgal edilmesiyle sınırlı bir dünya artık yok, çıkarları gereği Rusya’da sizin gibi gerekli gördüğü ülkeyi işgal edeceği bir dünya var demiş oldu. Rusya, NATO, ABD, AB, İngiltere ve bilumum batı kapitalistler cephesine karşı meydan okuyan bir hamle yapmıştır. Bu nedenle de kapitalist-emperyalist dünya ekonomik, siyasi, askeri ve politik açıdan derin etkileri olan yeni bir aşamaya geçilmiştir. 

Savaşın başladığı günün akşamı kameraların önüne geçen ABD başkanı Bıden “Putin bir zorba. Savaş çıkardı sonuçlarına katlanacak. AB, Japonya gibi ortaklarımızla Rusya’yı finansal açıdan sıkıştıracağız. Rusya’nın ABD’deki tüm mal varlıkları donduruldu” dedi ve “ABD’nin Rusya ile savaşmayacağını” da eklemeyi unutmadı. “Putin Avrupa’ya savaşı geri getirdi. Bedeli ağır olacak” derken hem tarihe gönderme yaptı hem de Avrupa ülkelerinin bu büyük sorunun merkezinde olduklarını unutmamaları gerektiğini vurgulamış oldu. 

Tüm bu gelişmeler 24 saat içinde oldu. AB, ABD, NATO’nun Ukrayna’daki kuklası işbirlikçi Zelinski ise ABD, İngiltere’nin başını çektiği savaş kışkırtıcılarının Ukrayna için bir dünya savaşı başlatmayacağını görünce “hayal kırıklığını” (!) ifade etmekten geri kalmadı. “Yalnız bırakıldık, kimse bizimle savaşmak istemiyor. NATO bizi almak istemiyor” dedi. Ama olan olmuştu emperyalist güçlerin rekabetinde ABD’nin ipiyle kuyuya inmiş işbirlikçi burjuva hükümetin politikaları altında Ukrayna’nın yıkımı başlatılmıştı. Savaşın artan yıkımı ve aleyhte gelişmeler kısa sürede Ukrayna’yı NATO üyeliğinden vazgeçtiğini açıklamaya itti.

HALKLAR SAVAŞ ve İŞGALE KARŞI

Rusya’nın işgali dünya çapında birçok ülkede kitlelerin protestosuyla kınandı. Fakat bu protestolar sınırlı, süreklilik taşımayan nitelikte olduğu için ilk on gün ve haftadaki tepkilerden sonra sönümlendi. Savaşa karşı en kararlı tepki kırk yedi yerleşiminde protesto eylemlerinin gerçekleştiği Rusya’dan geldi. Rus ve Ukrayna’lı işçiler ve emekçi halklar savaş istemiyor. Savaşın ilk iki haftasında her gün yapılan savaş ve işgal karşıtı protestolarda Rusya’da gözaltına alınanların sayısı 10 bini aştı. Bu oldukça önemliydi çünkü büyük tarihi devrimci mirasın ruhunun hala güçlü olduğu ve emekçi kitlelerin Rus burjuvazisinin emperyalist emellerine karşı çıktıklarını eylemleriyle göstermiş oldular.

Yeri gelmişken vurgulayalım, emperyalist kapitalizmin egemen olduğu bir dünya ekonomik siyasi sistemde savaşlar son bulmaz, güçsüz uluslar boğazlanmaktan kurtulamaz. Modern toplumda kelimenin gerçek manasında barıştan yana olmak kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesi yürütmekten geçer. Bunun dışında kuru bir savaş karşıtlığı ikiyüzlü burjuva hümanizmiyle örülü pasifizm tutumu sadece burjuvaziye hizmet eder. Uluslar tam hak eşitliği ve özgürce yan yana ve birlikte ancak komünizmle yaşayabilirler. 

EMPERYALİSTLERİN UKRAYNA GERÇEĞİNDE GÖRÜNEN DÜNYA SAVAŞI PROVASI

NATO aracılığıyla Rusya’nın kuşatılması stratejisiyle eski Sovyet ve Varşova paktı ülkeleri halkanın içine dahil edildi. Bu yönelim son ayaklarıyla oturtulmaya çalışılırken 2008’de Rusya tarafından Gürcistan bombalanarak ve Osetya’nın koparılmasıyla yanıt verildi. 2014’te ise Ukrayna’nın Rusya’ya yakın Lukaşenko hükümeti AB, ABD organizasyonuyla siyasi darbeyle düşürülmüş ve yerine kendileriyle uyumlu Rusya karşıtı hükümetler dönemine geçiş yapıldıktan sonra ABD, AB –esasta Almanya, İngiltere, Fransa – koalisyonu ile Rusya arasında Ukrayna’da süren rekabet iç savaş biçimi aldı. Dokuz yıl Ukrayna’da Donteks ve Luhansk halk cumhuriyetlerine karşı savaş yürütüldü ve binlerce insan öldürüldü. ABD-NATO konseptiyle Ukrayna kukla bir askeri güce dönüştürüldü. Mali, askeri, teknik yönden desteklendi. Rusya’ya karşı sürekli kışkırtıldı. Ukrayna’nın silahlandırılmasında Türkiye ve RTE hükümeti de etkin olarak rol oynadı. 

Tüm olgular Ukrayna’nın işgalinin iki ülke arasında bölgesel düzeyde gerçekleşen bir savaşla sınırlı olmadığı özünde ABD-AB emperyalist ülkeleri ve bunlarla hareket eden emperyalist blok ile Rusya-Çin emperyalist bloğu arasında süren ve uluslararası niteliği olan bir rekabet savaşının dolaylı gerçekleşmesi olduğunu göstermektedir. Savaşa yön veren esas karşıtlık bu emperyalist bloklar arasındaki rekabettir ve daha kanlı genel muhtevada 3. Dünya emperyalist savaşa doğru giden yollardaki çukurların düzleştirilmekte olduğu süreç hızlanmıştır.

ABD Başkanı J. Biden “Ya 3. Dünya savaşı yada yaptırımları seçecektik” açıklamasında bulundu. ABD-NATO’nun eski Sovyet ve Varşova paktı ülkelerinde asker sayısı ve silah yığınağı artırımına ek olarak “Ukrayna hava sahasının kapatılması” gündeme gelince, V. Putin’in “nükleer silah sistemlerinin hazırlanması” talimatı verdiği basına duyuruldu ve çok geçmeden Ukrayna hava sahasının kapatılması bir dünya savaşının başlaması anlamına geleceği belirtildi. Rus dışişleri bakanı Lavrov “3. Dünya savaşı nükleer ve yıkıcı olur” dedi. Böylece burjuva küreselleşmeci safsatalarla yıllardır bir daha dünya savaşı olmaz martavallarını pompalayan dünya burjuvazisinin görsel ve yazılı medyasında 3. Dünya Savaşı olasılığı tehdidi işlenip tartışıldı. Veriler gösterdi ki, 2. Emperyalist Dünya Savaşı’ndan (1939-45) sonra tüm emperyalist ülkeler ve onların uyduları ülkeler “barış” döneminde tarihte benzeri görülmemiş büyüklükte silahlanmış ve savaşa hazırlanmışlar. NATO üyesi ülkelerin son bir yılda askeri harcamaları 1 trilyon doları aşmıştır. 

ABD, İngiltere ve Avrupa’nın belli başlı büyük güçleri ve NATO “Rusya ile savaşmayacağız” derken esasta Ukrayna’da Rusya ile dolaylı savaştıklarını açıkça göstermektedirler. İşgalin ilk haftasında Fransa, Almanya, Avusturya, Çekya, Polonya, Slovenya, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Luxemburg, Finlandiya, Danimarka ve İzlanda, bir haftalık sessizlikten sonra İsveç’te AB’nin Rusya yaptırımlarına katıldı ve bu ülkeler Rus uçaklarına hava sahasını kapattılar. Rusya’da 36 ülkenin uçaklarına hava sahasını kapattı. Ayrıca Rusya tarafından Ukrayna hava sahası kontrol altına alındı. Rusya devlet haber ajansı TASS’ın internet sayfasına siber saldırılar yapıldı. 

EKONOMİK SAVAŞ KIZIŞIYOR

Emperyalist ülkeler karşılıklı “düşman ülkeler” tespiti ve listesi yapıyorlar. Ekonomik, mali savaş alanında ciddi gelişmeler oldu. SWIFT yaptırımına karşı Rusya merkez bankasından kendi SPFS mali mesajlaşma sisteminin sorunsuz olacağı açıklaması geldi. Keza Çin’in yüz kırk ülkede kullanılan mali mesajlaşma sisteminin de kullanılacağı belirtildi. Rusya ile Hindistan arasında bu mali işlem sistemi savaşın başlamasından ve ambargoların açıklamasından bir bir buçuk ay sonra kullanılmaya başlandı. 

ABD Rus petrolü ve kömürüne ithal yasağı getirdikten sonra savaşın ikinci haftasında İngiltere 2022 yılı sonunda Rus petrolü ve ürünleri ithalatını sonlandırdığını açıkladı. Rusya’ya enerjide bağımlı Almanya ise yasağa katılamadı. Rusya Merkez Bankası’nın mali hareketinin sınırlandırılması amacıyla ABD Hazine Bakanlığı ABD’lilerin Rusya Merkez Bankası-Rusya Maliye Bakanlığı-Rusya Ulusal Varlık Fonu’yla işlem yapma yasağı koydu. Avrupa’da Rus sermayedarların servetleri, işletme, konut ve yatlarına el konuldu. Kültür, sanat, edebiyat alanlarında ırkçılık ve faşizme özgü biçimlerle Rus edebiyat, kültür ve sanatına düşmanca uygulamaların aşırı uç örnekleri açığa çıktı. 

Bu kapsamlı ekonomik savaşa Rusya listeledikleri “dost olmayan” ülkelere gıda, yiyecek, hammadde, sanayi ürünlerini kapsayan bir yasakla cevap verdi. Almanya Kuzey Akım-2 petrol boru hattını iptal etmesine rağmen Rusya gaz akışını durdurmadı. Uyarılarla yetindi ve Nisan başında petrol-gaz satışının Ruble ile yapılması zorunluluğu getirdi. Keza yağ ve tahıl ürünlerinde kota uygulamasına geçildi ve buda yağ, gıda ihracının devam ettiği ülkelere kısıtlı yağ ve tahıl akışı demektir. Rusya dünyada gıda krizi yaşanabileceği uyarısında bulundu.

ABD-AB ile Rusya arasındaki gerilim ve çelişkiler yönetilemez hale doğru tırmanırken Çin ile Rusya ilişkilerinde kurulan stratejik işbirliği bir blok olarak derinleşti ve Çin ile Rusya Dışişleri Bakanları aracılığıyla birlikte “yeni bir dünya düzeninin kurulacağı” deklere edildi. 

Karşılıklı ekonomik, mali yaptırımlar devreye konulurken, Rusya karşısında geniş bir cephe oluşturan ABD ve Avrupalı müttefikleri savaş şirketleri emrindeki paralı askerlerini çoktan Ukrayna’ya kaydırdılar. İnternette açık ilanlarla günlüğü bin ile ikibin dolar ödeme garantisiyle savaşçı toplayan ve kanla beslenen bu şirketler Irak, Suriye, Libya, Afganistan’dan sonra Ukrayna’da konuşlandılar. ABD ile Avrupa emperyalistleri Rusya’yı Ukrayna üzerinden yıpratmak, rekabet gücünü zayıflatmak amacıyla savaşın devamını sağlamak için çalışmakta olduklarını gösterdiler. Ukrayna oligarklarının Zelinski hükümeti halkların büyük zarar görmesi ve tarifsiz acılar çekmesinde işbirlikçi bir suçludur. Birinci derecede işgalci Rusya emperyalizminin suçlu olması Zelinski burjuva yönetiminin suçsuzluğu anlamına gelmez.

AB Ukrayna’ya 90 milyon Avro acil yardımda bulundu. Savaş değil de barış sağlanması yönünde çaba gösterilmesi yerine AB’nden savaş kışkırtıcılığı politikası izlendi. İngiltere, Almanya, Danimarka, Hollanda ve daha başka ülkeler Ukrayna’ya füze sistemleri, tanksavar, roket ve ağır silahlar yolladılar. Sadece ABD 2021 yılında Ukrayna’ya 1 milyar dolar askeri yardımda bulundu. Zelinski yönetimi eğitilmesi için orduyu İngiltere’ye açtı. ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve ittifakları 2014 yılından beri Ukrayna’daki iç savaşın bir tarafı olarak orayı üs haline getirdiler. Kapitalist sermayenin çıkarı uğruna yapılamayacak hiçbir şey yoktur. 

SİLAH MÜHİMMAT YOLLAMA YARIŞI

500 milyon avro değerinde hava savunma füzesi, hafif silahlar, mühimmat ve ekipmanları AB tarafından Ukrayna’ya gönderildi. 

İngiltere: omuzdan atılan tanksavar füzeler ve çeşitli silahlar gönderdi. Ayrıca sonraki on yılda İngiltere’nin savunma sanayi harcamalarına 270 milyar dolar ayrılacağı açıklandı.

Almanya: 100 tanksavar ve 500 stengır füzesi gönderdi. Almanya’da 120 milyar avro tutarında savunma harcamalarına ek fon ayrılacağını deklere etti.

Hollanda: 3 bin miğfer, 2 bin çelik yelek, 30 metal dedektörü, 2 deniz mayını tespit robotu, 2 savaş alanı gözetleme radarı, 5 silah tespit radarı ve 100 keskin nişancı tüfeği, 30 bin mühimmat, 200 uçaksavar stengır füzesi ve 50 tank savar Ukrayna’ya gönderildi.

Estonya: D 30 tipi 9 obüs ile mühimmatı, Almanya’nın onayını alarak yolladı.

Fransa: Askeri ekipman ve yakıt desteğinde bulunacağını açıkladı.

Belçika: 5 bin otomatik silah, 20 tanksavar, 3 bin 800 ton yakıt askeri ekipmanlar ve malzemeyi Ukrayna’ya yolladı.

Yunanistan: Askeri malzeme yardımı sağlayacağını açıkladı.

Çekya: Makineli tüfek ve keskin nişancı silahları ve mühimmatı gönderdi. 

Finlandiya: İki bin kurşun geçirmez yelek, 2 bin miğfer, 100 sedye ve tıbbi malzemeler yolladı.

Kanada: Ukrayna’ya NATO’yu destekleme kapsamında Letonya’ya 460 Kanada askeri ve 7,8 milyon dolar değerinde askeri malzeme gönderdi. Ek olarak 25 milyon dolar değerinde askeri yardımda bulundu.

Bütün bunlar Ukrayna’yı kendi çıkarları uğruna kurban eden ABD ve Avrupa’nın diğer emperyalist ülkelerin politikasını gösteriyor. Geniş bir cephe ile NATO Rusya’nın yıpratılmasında kullanılıyor, Rusya yenilmese bile ciddi bir biçimde yıpratılması olmazsa Ukrayna ve Rus etnik nüfus ağırlıklı yerleşim bölgelerinin ayrılması hesabıyla sürekli olarak Ukrayna savaşa teşvik ediliyor. Savaşın 14. gününde CIA direktörünün “Ukrayna’da işler çirkinleşecek” demesi olası planlarını yansıtmıştır. Savaş uzadıkça malum Ukrayna halkının ve tüm ulusun acıları büyümekte, ülkenin yıkımı derinleşmektedir. Tüm bunlar ABD, İngiliz, Alman, Fransız ve ittifakları emperyalist sermaye ile Rus emperyalist sermayesi arasındaki egemenlik çatışmalarının sonuçlarıdır.

Çin ise “Tüm tarafların gerginlikten kaçınması ve sakin kalması” açıklamasıyla çözüm bulunması yönünde politika belirledi. BM’de Rusya’nın kınanmasına çekimser kaldı, yaptırımlara karşı çıkarak Rusya’nın yanında olduğunu sessiz kalmış görünümüyle gösterdi. Ukrayna işgal savaşının sonuçlarından birisi de Çin ile Rusya’nın stratejik ortaklığının daha da derinleşmesidir. AB Çin’den Ukrayna sorununda Rusya’ya baskı uygulamasını “çözüm” adı altında istedi. Fakat Çin ile Rusya “tarihin doğru yanında olduklarını” yineledikleri ortaklıkları derinleştiğine göre pek bir etkisi olmadı bu çağrının.

İşgal savaşının ilk haftasında Belarus’un Gomel bölgesinde başlayan Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında görüşmeler Brest’te devam etti. Bir süre dijital ortamlarda süren diyaloglar sonra Ukrayna ve Rusya dışişleri bakanlarının Antalya’da gerçekleştirdikleri görüşmeler belli bir süre sonra 28-30 Mart tarihleri arasında İstanbul’da heyetler arasında “barış” müzakereleri formunda yapılsa da bu aşamada sonuç alınamadı. 

ABD İLE RUSYA ARASINDA SIKIŞAN TÜRKİYE’nin UKRAYNA POLİTİKASI

İç ve dış her önemli meselede olduğu gibi Ukrayna’nın işgalinde de Türkiye’nin dış politikası ABD ile Rusya arasında bir bu yana bir o yana oynama şeklinde omurgasız ve tutarsızlıklarla dolu bir hat izleyen AKP-RTE hükümeti tepinen fillerin ayakları altında ezilmemek için sürekli kendisini yanlışlayan taklalar atıp durdu. Savaş başlayınca NATO-ABD’nin Rusya’ya saldıracağını bekleyen ve “dostum Putin” bir kenara atılarak acele tarafından daha büyük bir savaştan yana tutumunu açık eden R.T Erdoğan NATO’yu Rusya’ya karşı harekete geçmeye çağırdı. ABD-Almanya, Fransa, İngiltere, NATO’nun Rusya ile savaşmayacağı ve belli ekonomik, mali yaptırımlarla sınırlı kalınacağı politikaya uygun kararlar ardı sıra bu emperyalist merkezlerden açıklanınca RTE yönetimi ağzından sözler gevelenerek çıkmaya başladı. Özellikle ABD-NATO’yu “Rusya’ya karşı hiçbir şey yapmamak, bu ülkelerin liderlerinin ancak konuşmakla kaldıkları” suçlamasında bulunup “bir şey yapın” türünden savaşı büyütme tavrına girmesinin hemen ardından V. Putin’in telefon görüşmesi gerçekleşince R.T Erdoğan tarafından keskin bir dönüşle “hem Rusya hem Ukrayna ile köklü ilişkilerimiz var” denilmeye başlandı. Hem ABD-NATO’cu, hem Rusya’ya yakın görünmeye, hem Ukrayna’ya İHA, SİHA, silah satışları, askeri eğitim, Suriye, Libya’dan Ukrayna’ya İslamcı çetelerin aktarımı gibi bir biriyle karşıt güçleri ve politikayı aynı sepete koyma olanaksızlığı hiçe sayılarak hem Rusya’ya hem ABD’ye yaranmaya çalışırken özünde hiç kimseye yaranamayan politika her tarafta not edildi. Fakat Rusya Çin bloğu ile Ukrayna işgaliyle özelliklede Rusya ile ABD-NATO, B. Avrupa ülkeleri arasında tırmanan gerilim ve dünya savaşına yol açabilecek çatışma zemininin güçlenmesi nedeniyle arada sıkışan ve omurgasız politikasıyla Türkiye yeniden badem gözlü görülmeye başlandı.

İsrail başbakanı Bennet Türkiye’ye geldikten sonra 24 saat geçmeden ABD başkanı J. Biden tarafından R.T Erdoğan telefonla arandı. Ardından Yunanistan başbakanı Miçotakis, Almanya başbakanı Slochs ve NATO genel sekreteri Stoltenberg peş peşe Türkiye’ye geldiler. Açık ki Rusya’ya karşı Türkiye’nin NATO konseptinde tutulması ABD ve AB için ne kadar önemliyse, Rusya içinde Türkiye’nin NATO’dan uzaklaştırılması bir o kadar önemlidir. Bu nedenle ABD süregelen sorunları R.T Erdoğan için bir süreliğine “unutmayı” seçti. Bir süredir “gözden düşen” Türkiye yeniden kullanım değerinin artmasından dolayı bir ilgiye mazhar oldu. Öte yandan tüm olguların farkında olan Rusya Türkiye’de Ukrayna ile müzakere görüşmeleri yaparak Türkiye’nin kendisine bağımlı zayıf halkasından tutarak karşı hamlesini yaptı. Tahıl, gıda ve yağ yüklü gemilerin çıkışına Rusya’nın bir süre izin vermemesi Türkiye’de gıda krizine neden olacak tehlike siren lambasının yanıp sönmesine yol açtı. Doğalgaz, buğday, yağ ve diğer birçok alanda Rusya’ya bağımlı olan Türkiye’nin Ukrayna’ya sağladığı SİHA’larla Rus ordusuna verilen kayıplarla birlikte düşünüldüğünde Rusya’nın hışmından ürken AKP yönetiminin yaranmacı, oynak politikasında anlaşılmayacak bir yan yoktur. Dünya çapında büyük sonuçlar doğuran Ukrayna işgalinde çelişkiler başka bir aşamaya geçtikten sonra yıllardır Ukrayna’nın silahlandırılmasında rol oynayan ve Ukrayna burjuva milliyetçi faşistleriyle ortaklık kurmuş AKP-RTE yönetiminin “barış yanlısı” görünmesi, şartların iç ve dış politikada avantaja dönüştürülmesi yönelimidir. Ayrıca Rusya’nın hissedilen baskısı yanında Türkiye’ye gıda, yağ, tahıl, enerji tedariki konusunda büyüyen tehlike ve ekonomide enflasyonda artışı tırmandıran yükselen enerji fiyatları savaşın Türkiye’ye etkisinin düşünüldüğünden fazla olduğu görüldü. Savaşı kışkırtanlar büyük tehlike karşısında “barış sever”ci görünmek zorunda kalmışlardır. 

Komünizme karşı ön cephede Rusya’ya karşı konumlandırılmış ve kullanılmış Türkiye’nin mevcut şartlarda Rusya’ya karşı kullanılması politikası eskisi gibi hiçte kolay değildir. Çünkü Rusya Sovyetler Birliği değil ve dünya 20. yüzyıl emperyalizm ile sosyalizm kampları arasında yarılmış o eski dünya değildir. Güç dengeleri değişmiş, farklı ekonomik, sosyal şartlar söz konusudur. Türkiye’de sadece ABD, Avrupa’ya değil Rusya ve Çin’ede bağımlıdır. Sadece enerji, buğday, yağ, gıda, turizmde Rusya’ya bağımlılık değil, Çin-Türkiye ticaret hacmi Almanya-Türkiye ticaret hacmini geçmiştir. Savaş hangi yönden bakılırsa bakılsın bölge, dünya ve özellikle Türkiye açısından toplumsal ve ekonomik şartları ağırlaştırmıştır. 

SAVAŞIN ETKİLERİ ve SONUÇLARI

1)      Kapitalist ülkeler arasında gelişmenin eşitsizliği yasasına bağlı olarak sıçrayan ve yükselen güçler ile başkalarından devraldıkları kapitalist dünyaya liderlik etme pozisyonlarını korumak ve kaybetmek istemeyen emperyalist ülkeler arasında son derece sertleşen rekabet, paylaşım kavgası emperyalist Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle yeni ve üst bir aşamaya evrildi. Bu eşitsiz gelişme yasasına bağlı olarak; dünya kapitalist sistemine yön veren emperyalist ülkeler arasındaki çelişmelerin çözümünde silahlı yöntemler öne alındı.

2)      Emperyalist ülkeler arasında açıktan savaş tehdidine varan keskin karşıtlık mevcut haliyle bir süreden beri güçsüz ve bağımlı ülkelerde dolaylı olarak birbirleriyle savaş biçimi almış, bu çelişmeler ve rekabet Ukrayna işgaliyle birlikte 3. Emperyalist Dünya Savaşı tehlikesini açık bir olgu haline getirmiştir. Emperyalist ülkeler arasındaki çelişmeler yönetilemez nitelik almasıyla ekonomik ambargo, gümrük engelleri, mülkiyete karşılıklı el koyma, mali savaş yanında nükleer silahların kullanılması tehdidinin siyasi ve politik bir araç olarak uygulandığı bir sürece girilmesinde Ukrayna’nın işgali bir kırılma noktası olmuştur.

3)      Ukrayna’ya Rusya tarafından başlatılan işgal saldırısıyla birlikte sanki bu an bekleniyormuşçasına ve sanki kendi ülkeleri her an saldırıya uğrayacakmış gibi bir anlayış ve kitleleri aldatma politikasıyla tek tek emperyalist ülkeler savunma harcamalarına ayrılan bütçeleri devasa boyuta çıkarıldı. Tek tek emperyalist ülkeler, görece güçsüz kapitalist ülkeler, yarı-sömürge ülkeleri 3. Dünya Savaşı hazırlıkları kapsamında tepeden tırnağa silahlanma yarışında kapılar sonuna kadar açılmış, dünyada “barış”çıl değil, her yönüyle savaşa yoğunlaşma eğilimi etkin yön olarak burjuvazinin esas yönelimi durumundadır. 

4)      Emperyalist kapitalist sanayi ve mali sermayenin dünya pazarını yeniden paylaşılması uğruna sürdürülen rekabette savaş yöntemlerinin öne alınması ve çıkarları gerektiğinde birçok ülkenin işgal ve bombalanmayla yıkıma uğratılması ve zor yolu ile denetim sağlaması sürecinin Ukrayna işgali ile çok daha üst aşamaya – ekonomik, askeri, politik ve siyasi yönden ortaya çıkan etkiler bakımından – evrilmesi görece güçsüz kapitalist ülkeler ve özellikle yarı-sömürge ülkeler pazarlarında denetim sağlanması rekabeti kızışacaktır. Bu bağlamda yarı-sömürge ülkelerin içine çekileceği savaş çemberi genişleyecektir. Ukrayna’daki savaş tekil ve istisnai değil, emperyalizmin genel politikasının gerçekleşme hali ve parçasıdır. Bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde emperyalist ülkeler ile görece güçsüz ve bağımlı kapitalist ülkeler, yarı-sömürge ülkeler ve emekçi halkları arasındaki çelişme yönetilemez boyutta derinleşmiş, büyüyüp boyutlanmıştır.

5)      Ekonomik, politik, askeri ve siyasi yönlerden savaş dünyayı etkilemiştir. 2008 krizinden bir türlü çıkamayan emperyalist-kapitalist sistem krizden kurtulma adına savaş silahını devreye koydukça daha da batmaktadır. Ukrayna’nın işgaliyle birlikte enerji fiyatlarında fırlama, sanayi, gıda ürünleri tedariki zincirinde kopmalar, dünya ticaretinde aksamalar hali hazırda yüksek enflasyonu daha da yükseltti. Bir ay dolmadan Avrupa geneli yüzde 8 civarında enflasyon oranıyla tarihi zirveyi görmesine bakıldığında, krizin hissedilme hali her ülkede ve bölgede aynı seviyede olmasa bile genel olarak işçi sınıfı ve tüm emekçi halkların yaşam seviyelerinin düşmesi, ücretlerin erimesi, sömürünün ağırlaşması, yoksullukta artış, meta dolaşım hızında düşme, işsizler ordusunun daha da büyümesi, gıda kriziyle bütünleşen bu genel tabloda dünyada işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki çelişkiler şiddetlenecek ve buda sınıflar arasındaki savaşımın güçlenmesi sonucunu doğuracaktır. 

6)      Dünyada başlıca çelişmelere yön verme niteliğinde olan emek ile sermaye karşıtlığı; diğer ifadeyle proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişkinin şiddetlenip derinleşmesi ve de sermayenin taarruzuna karşı proletaryanın iktidar hedefli sınıf mücadelesinin güçlenmesinin önlenmesi ve komünist proletaryanın bastırılarak kapitalist sermayenin korunması amacıyla en uygar ve demokratik gözüken kapitalist merkezlerde dahil sermaye tarafından faşizmin beslendiği, yapılandırıldığı, Rusya’ya karşı geliştirilen tepkilerin ırkçı, aşırı milliyetçi uçlara varan biçimlerinde – kültür-sanat, edebiyat, spor ve Rus kimliğine yönelik – görüldüğü üzere emperyalist sermayenin devrimci sınıf mücadelesinin geliştiği yerlerde faşizme geçiş yapmakta yalpalamayacağını gösteren yeterli veriler açığa çıkmıştır. Faşizmin alttan alta beslenmesi, dünya savaşı tehlikesi kapitalist üretim biçimi ve sistemin içinde büyüyen krizi, işçi sınıfı açısından ise nesnel devrimci şartların olgunluğunu göstermektedir.          

Kapitalistler sınıfı toplumları bir kez daha gıda krizi tehlikesi içine soktu. “Yeni ve adil bir dünya düzeni”, ne ABD-AB-Japonya nede Çin-Rusya emperyalist bloklarının burjuvazileri tarafından kurulabilir. Yeni ve özgür bir dünya ancak komünist dünya devrimiyle enternasyonal ruh ve ilkelerle birbirine kenetlenmiş uluslararası komünist proletarya hareketi önderliğinde kapitalizm yok edilerek kurulacaktır. Evet bugün değilse yarın ama mutlaka kurulacaktır. 

Yugoslavya, Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemen, Mali, Kürdistan, Filistin ve en son Ukrayna’da emperyalist-kapitalizmin kanlı, sömürgeci, sınırsız vahşeti, her bir ülkede kapitalistlerin sınıf egemenliğine karşı iktidar hedefli sınıf mücadelesinin kararlılıkla yürütülmesi gerektiğini göstermektedir. Ulusların tam hak eşitliği, özgürce ve kardeşçe yaşadığı ve sömürünün kaldırıldığı eşit sosyalist bir dünyada yaşamak isteyen her emekçi için sınıf mücadelesi zorunludur. Unutulmamalı kapitalizmde uluslararası düşmanlık ekilir, savaşla beslenir. Sosyalizmde ise uluslar eşit ve kardeşçe bir arada yaşar. Halklar ve ulusların çiçek açmış bahçesi Sovyetler bu gerçeğin yaşanmış örneğidir. Ya kapitalizmin yok ettiği bir dünya, ya sosyalizm! Orta yol yoktur.                   

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.