Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Açık
İstanbul
27°C
Açık
Çar 27°C
Per 25°C
Cum 25°C
Cts 24°C

İşkenceyle katledilen Abdülkadir Kurt’un katillerine mutlak cezasızlık

A+
A-
01.10.2021
43
ABONE OL

Haber Merkezi: Bismil Tepe Karakolu’nda 29 yıl önce coplu tecavüz sonucu yaşamını yitiren Abdülkadir Kurt’un ölümüyle ilgili açılan dava, “mutlak cezasızlıkla” sonuçlandı. Aile, faillerin yargılanması için davayı AİHM’e taşıyacak. 

Diyarbakır Bismil ilçesine bağlı Bîrikê (Ağıllı) Mahallesi’nde Nisan 1992’de askerler tarafından gözaltına alınan Abdülkadir Kurt, götürüldüğü karakolda coplu tecavüze uğradıktan sonra kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Başlatılan soruşturmada savcılık, 15 asker hakkında “işkence suretiyle kasten öldürmek” suçundan iddianame hazırladı. Uzun süre yetkili mahkemenin belirlenmesi için bekletilen dava, sonunda Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davanın ilk kararını 18 yıl sonra 2010 yılında veren mahkeme, sanık askerlerden “rambo” lakaplı asteğmen Salih Üner hakkında “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi, 14 asker ise beraat etti. Sanık asteğmen Üner, kararı temyiz etti.

Sanığın itirazı üzerine Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, 6 Mayıs 2012’de yerel mahkemenin kararını usul eksiklikleri iddiasıyla bozdu. Mayıs 2013’te yeniden görülen duruşmada mahkeme heyeti, Üner’in tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme, Üner’e bu kez “işkence yapmak suretiyle kastı aşan şekilde öldürme” suçundan 20 yıl hapis cezası verdi. Ancak bu karar da Yargıtay tarafından eksiklikler nedeniyle 20 Nisan 2015’te bozuldu. Yerel mahkeme, Ekim 2015’te bir kez daha Üner’i 20 yıl hapse mahkum etti. Dosyanın taşındığı Yargıtay’da, karar üçüncü kez Ekim 2016’da bozuldu.

Yerel mahkeme, sanık Üner’e 16 yıl 8 ay hapis cezası verirken, dördüncü kez davanın taşındığı Yargıtay, 2018’de “zaman aşımı” gerekçesiyle davanın düşürülmesine karar verdi. Sanık aynı gün serbest bırakıldı.

AYM: Mutlak cezasızlık 

Bunun üzerine Kurt ailesi Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Geçtiğimiz Temmuz ayında kararını veren AYM, Abdülkadir Kurt’un öldürülmesine ilişkin uzun yargı sürecinin “mutlak cezasızlıkla” sonuçlandığını belirterek, yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetti. AYM, hak ihlali ile birlikte aileye 500 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi ancak failler cezasız bırakıldı. 

Davaya dair konuşan Abdülkadir Kurt’un oğlu Mustafa Kurt, yaşadıkları süreci anlattı. 

3 gün işkence

Yaşadıkları Bîrke köyünde 1992’de yaşanan çatışmalar ardından babasıyla birlikte tamamı akrabası olan 16 kişinin gözaltına alındığını aktaran Kurt, “Hepsini Tepe Jandarma Karakolu dedikleri yere götürdüler. Buradan babama ve beraberindeki 15 kişiye işkence uygulanıyor. Ağıza dahi alınmayacak, dünyanın hiçbir yerinde kabul göremeyecek işkenceler sebebiyle babam karakolda şehit düşüyor” diye belirtti. 

Babasının 3 gün boyunca maruz kaldığı şiddetin ardından katledildiğini söyleyen Kurt, “Babam öldürüldükten sonra kendisi de babamla birlikte gözaltında olan amcamı çağırıyorlar. Savcı amcama, ‘siz bu olayın peşini bıraksanız da ben bırakmam’ diyor. O dönemin Bismil Cumhuriyet Savcısı, o askerlere dava açıyor” dedi.

Daha sonra 2005 yılında İnsan Hakları Derneği (İHD) aracılığıyla hukuki süreç başlattıklarını belirten Kurt, dava sürecini şöyle anlattı: “Davada kimse ceza almadı, dava düştü, Salih Üner’in cezası kaldırıldı. Sebebi ise zaman aşımı. Düşünün ki uzun yıllardır bu davanın peşindeyiz. Sanki biz davayı açmakta geç kalmışız gibi cezayı kaldırdılar. Dosya tamamıyla kapatıldı. Ben ve avukatım da bu işin peşini bırakmayacağız. Bir insanın hayatı parayla satın alınacak kadar ucuz olamaz. Öyle bir şey yaptılar ki 1992’de acımız nasılsa bugün de aynı şeyi yaşıyoruz. 3 kere müebbet verilmiş bir insan için Yargıtay’ın da AYM’nin de buna dair bir karar vermesini isterdik, ancak öyle olmadı. Bu kararla bugün acımızı tekrardan deştiler. Biz bu davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşımayı planlıyoruz. Bu kararları alanları da kınıyorum.” (MA)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.