Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Açık
İstanbul
26°C
Açık
Cts 25°C
Paz 22°C
Pts 22°C
Sal 21°C

Savaşa sanatla direnen bir kadın: Kathe Kollwitz

A+
A-
07.03.2022
124
ABONE OL
Savaşa sanatla direnen bir kadın: Kathe Kollwitz

Emel Sancaklı

Savaşa sanatla direnen bir kadın: Kathe Kollwitz

“Gerekçe ne olursa olsun savaşa hayır diyen biri olarak, yüzyıllardan beri birçok sanatçının Kolwitz gibi eserleriyle kendi iç dünyalarındaki yaralarını sardığı apaçık ortada. Pablo  Picasso “Guernika”  ile, Norveçli ekspresyonist  ressam Edward Munch “Çığlık” adlı eseriyle, Meksikalı ressam Frida Kahlo  yaşam mücadelesi, fiziksel ve bedensel acılarıyla, İtalyan Dışavurumcu ressam  Amedeo Modigliani   çocukluk yıllarından beri devam eden trajedileriyle, Hollandalı ressam Van Gogh’un mutsuz ve melankolik hayatı, Rothko’nun endişe ve halüsinasyonları, Goya’nın işitme  ve görme kaybı eserleriyle buluşarak   acılarını sorgulatır.   Sevdiğim sözlerden biri olan Goethe’nin üretmek için ’’ Işık daha çok ışık’’  sözü sizce de  sanatçıyı  üretmeye teşvik eden muhteşem bir söz değil mi? “

Varoluşun psikolojik sorgulamalarında; bireysel kayıplar, yoksulluk, ezilen sınıf, işkence ilk çağlardan günümüze kadar sanat yapıtlarının konuları arasında yer alır. Sanatçılar, yaşadıkları çağın tanıkları olarak yaşadıkları coğrafyadan etkilenirler. Bireyin çektiği acıları ele alan sanat eserleri farklı kültürlerden oluşan kitlelerin yaşamlarını, hisleri ile empati kurarak tercüme eder.

Delacroix ise Fransız İhtilaline kayıtsız kalamayarak “Halka Yol Gösteren Özgürlük “ adlı eseriyle modern resim sanatının ilk politik çalışmasını ele alır.

Alman Dışavurum Sanatının öncülerinden Kathe Kollwitz ‘in yaşadığı coğrafyaya olan duyarlılığı, sanata bakış açısı eserlerinde o dönemin birçok olayını yansıtır. Dur durak bilmeden çalışan mücadeleci, isyankâr, on parmağında on marifet olan Kollwitz, çağlar boyu sürmüş olan haksızlıklara tepkisini sanatıyla göstermiştir.

Sanatçının yaşadığı dönemde Almanya’da demokrasiye geçişin sancılı evrelerinden biri yaşanmaktadır.  Dönemin Alman generali Erich Ludendorff’un Alman erkeklerini askere çağırmasına karşın Kollwitz, yeni ölümlerin olmaması için mücadelesine başlar.  1918 yılında savaşın bitiminden kısa bir zaman önce ozan Richard Denmel SPD organı Vorwats’de “Dayanın!” çağrısında bulunur. Bu çağrıya kayıtsız kalamayan ressam Kollwitz, bir mektup yazar. Mektubunda, ‘’artık yeter! Çok fazla kan döküldü daha fazla ölüm olmamalı’’ diyerek tepkisini gösterir. 

Ressam, hayatının en büyük trajedisini Birinci Dünya Savaşı sırasında çok sevdiği oğlu Peter’i kaybederek yaşar. Eserlerinde çok zaman bir annenin isyanı, ruhsal konular, kendi tekinsizliği yer alırken izleyiciyi eserleriyle yüzleştirir.  Binlerce yıl öncesinden yazılan metinler, anlatılan hikâyeler aslında bugün yaşanan Rusya, Ukrayna işgalinin bir yansıması gibi değil mi?

Gerekçe ne olursa olsun savaşa hayır diyen biri olarak, yüzyıllardan beri birçok sanatçının Kolwitz gibi eserleriyle kendi iç dünyalarındaki yaralarını sardığı apaçık ortada. Pablo  Picasso “Guernika”  ile, Norveçli ekspresyonist  ressam Edward Munch “Çığlık” adlı eseriyle, Meksikalı ressam Frida Kahlo  yaşam mücadelesi, fiziksel ve bedensel acılarıyla, İtalyan Dışavurumcu ressam  Amedeo Modigliani   çocukluk yıllarından beri devam eden trajedileriyle, Hollandalı ressam Van Gogh’un mutsuz ve melankolik hayatı, Rothko’nun endişe ve halüsinasyonları, Goya’nın işitme  ve görme kaybı eserleriyle buluşarak   acılarını sorgulatır.   Sevdiğim sözlerden biri olan Goethe’nin üretmek için ’’ Işık daha çok ışık’’  sözü sizce de   sanatçıyı  üretmeye teşvik eden muhteşem bir söz değil mi?

Tekrar Kolwitz’e dönersek, Birinci Dünya Savaşı başladığında ressam için depresyonla mücadele edeceği bir dönem de başlamıştır. Çocukları Peter ve Hans anneleri onay vermese de, savaşa gönüllü olarak katılırlar. Henüz 18 yasında olan Peter savaş başladıktan iki ay sonra yaşamını kaybeder.  İkinci Dünya Savaşı’nda oğluyla aynı ismi taşıyan torunu Peter da hayatını kaybedecektir. Bir anne için en büyük yıkım evlatlarının ölümünü görmek olmalı. Ressamın “Ebeveynler” adlı eseri, bir anne ve babanın çaresizliğinin yansımasıdır. Dizlerinin üzerine çökmüş ağlayan anne ve babanın çaresizliği sizde de derin izler bırakmıyor mu?

Bu eserdeki baba figürü sol eliyle eşini tutarken sağ eliyle de yüzünü kapatarak yasını yaşamaktadır. Anne figürü ise, kanayan yaralarına merhem olacağının bilincinde olduğu eşiyle adeta tek vücut olmuştur. Kollwitz, savaşta oğlunu ile torununu kaybetmiş ve yaşamı boyunca başka çocuklar da ölmesin diye mücadele etmiş, toplum duyarlılığı yüksek, mücadeleci ve cesur bir sanatçıdır. Savaşa karşı eserler ürettiği dönemde,  tahta baskı yöntemine de ağırlık vermiştir.  En etkileyici savaş karşıtı eserleri oğlu Peter’in ölümünden sonra yaptığı eserleridir.

1922 yılında yaptığı “Gönüllüler” adlı eseri savaşa kendi isteği ile katılmış olan beş genci ele alır.  En sağ kısımda ölüm yer alır. Oğlu Peter de bu eserde ölümün yanında yer almıştır.  Ölüm elinde davul çalarken gençleri ölümün ritmiyle uygun adımlarla sonsuza ulaştırmaktadır.

Kollwitz,  çok yönlü sanat tarihine adını altın harflerle bırakan bir sanatçıdır. Litografi, heykel,  oyma baskı, grafik, resim( karakalem) en çokta kendisini en iyi şekilde ifade ettiği tahta baskıda ustadır. Çalışmaları çoğunlukla ekspresyonist olsa da sanatçı için herhangi bir akıma dâhil olmanın çok ta önemi bulunmamaktadır. Kendisini birçok akım içinde değerlendirebiliriz.  1904 yılında Paris’e gider ve Heykeltıraş Auguste Rodin ile tanışır. Heykel alanında da çok başarılı çalışmalar yapar.  1932 yılında 15 yıl boyunca üzerinde çalıştığı “Yastaki Ebeveynler”  adlı eserini tamamlar.

Kollwitz, tüm sanat eserlerinde izleyicinin sanat birikimi ne olursa olsun onları yüreğinden yakalar o a’nı sorgulatır. Bu önünde diz çökülesi mücadeleci kadının birçok eserini, Berlin ve Köln’deki Kathe Kollwitz müzelerinde ziyaret edebilirsiniz.

Sevdiğim bir sözle yazımı sonlandırmak istiyorum. K. Marx  “İnsan tarihinin öznesidir, değişir, değiştirir” der. Kollwitz de yeteneklerini farkında olan bir sanatçı olarak kişisel gelişimine önem vermiş sürekli sanatını daha etkin bir şekilde icra edebilmek için çalışmış, değişmiş ve değiştirmiştir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.