Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Çok Bulutlu
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Çar 17°C
Per 14°C
Cum 12°C
Cts 13°C

“Kadın Olmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadın Kurtulmaz!”

A+
A-
07.03.2022
455
ABONE OL

Mao’nun “göğün yarısı” olarak betimlediği, erk anlayışının asırları bulan ikinci cins ötelemesine böylelikle neşter vurduğu kadın, modern yaşamın yürütülmesinde asil yeri ve konumlanışıyla sınıf mücadelesinin zafere  ulaşmasının öznesidir.

Üretim anarşisinin bu ötelemeden kaynaklı; kimi yerde din, kimi yerde baba, eş-erkek çocuk kültünün yarattığı gerici anlayışları silah haline dönüştürüp kadının emeğini hiçe sayan ve sömürüyü iki katına çıkaran zulüm çarkına karşı kadının köleliklerden kurtulma mücadelesi sancılı ve kanlı olmuştur. Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel alanda kadına mutlak teslimiyeti dayatarak toplumu kadın üzerinden ehlileştirip yönetmeyi hedefleyen feodal artıklı burjuva erk sistem sınır tanımaz pervasız metotlara imza atmaya devam ediyor.

Kadının aydınlanma eylemiyle birlikte toplumun aydınlanmasında, değişip dönüşmesinde muazzam roller oynayabileceği gerçeğini gayet iyi bilen sermayenin sözcüsü hükümetlet “toplum istiyor” diye birçok gerici yasayı çıkartıp, kadını hem üretimden hem de yönetim merkezlerinden uzakta tutmayı amaç ediniyorlar. Kadına karşı var olan bu saldırgan ruh hali dünü bugünüyle gıdasını burjuva-feodal ata-erkinden alıyor ve kadının tutsaklığını pekiştirmek için akıl dışı formüllere başvuruyor.

Üretim ve yönetim mekanizmalarında kadının olmadığı toplumlarda her türlü çürümeyi görmek mümkündür. Kadını iradesel olarak yok etmenin yolları basitten karmaşığa sinsiye döşeniyor. Kadınlar toplumsal ölçekte giderek hiçleştiriliyor. Onlar adına konuşan ve karara varan bu gerici mekanizma her geçen gün daha fazla pervasızlaşmaktadır. Kadının nasıl evleneceğine dahi karışan bu karanlık, bir yerde kendi bitişinin de alt yapısını döşemekte.

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000 kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü böylesi bir tarihsel süreçle ortaya çıktı. Proleter kadın hareketini ve kadın mücadelesini özünden kopararak burjuva düşünceler ile harmanlayıp, kapitalist üretim ilişkilerinin yarattığı olgularla değil de cinsler arası mücadele derekesine indiren anlayışlarla mücadele etmek gerekmektedir. İdeolojik-kültürel yozlaşma proleter kadın mücadelesinin çarpıtılmasının önünü açmaktadır. Buna karşı her alanda ideolojik mücadele yürütmek elzemdir.

Yakın tarihte egemenler, Gezi’den bu yana kadına saldırganlıkta daha fazla hoyratlaştılarsa, kadın gücünün gerici olanı yıkma devrimci olanı kurma ısrarını yakıcı şekilde görmesiyle ilgilidir. Gezi’de kadınlar %50’lik oranlarıyla egemenlere en cepheden tavır almış ve her tür den gericiliğe dur demesini bilmiştir. Egemenlerin gördüğü kabusu gerçeğe dönüşmesi proleter kadın hareketinin mücadelesi ile olacaktır. Kadın kitlelerinin devrimci enerjisini bir yandan kışkırtıp açığa çıkartırken diğer yandan bu devrimci enerjiyi yozlaştırmak ve çürütmek için burjuva gerici anlayışları piyasaya sürerek mevcut enerjiyi sisteme kanalize etme pratiği sergilenmektedir. Gericiliğin tüm zehriyle kendisini şekere bulayıp, özelde kadın kitlelerine genelde tüm halk kitlelerine sunduğu bir dönemde sorunun yakıcılığını görmemek ve müdahale etmemek egemenlerin bekasına hizmet eder. Sorun çok açıktır ve kendiliğindenliğe terk edilemez. Zira egemenler kadının devrimci enerjisinin yaratacağı fay hattını gayet net görmekteler.

Kürdistan’dan sonra Gezi direnişinde kadın pratiği Rojova’dan Ortadoğu’nun kalbine yayılan devrimci demokrasi ruhu erkek egemenliğiyle bezeli sistemlere iktidarı kaybetme korkusu yaymakta. Erkek egemenliği mevcut pratiklerden ders çıkararak, kadın dinamiğini gerici sisteme entegre etme ve uzlaşı siyasetini seçenek haline getirme görevini yerine getirme çabasında olan anlayışları bugün farklı mecralarda görmek mümkündür. Burjuva gericilerin köleleştiren siyasetini bertaraf ederek her açıdan devrimci çığır açan Sovyet kadın pratiği başta olmak üzere, yakın tarihteki Rojova’dan Dersim’e kadın örgütlenmesinin aydınlık özü kadına taşınmalıdır. Aydınlığı karanlığa karşı kuşanan kadınlar kurtuluş için gerici olan her türden dayatmaya karşı keskin bir savaşım içine girer, bu savaşımı ortakça kazanmak acil görevlerdendir. Zira kadının geleceğine dair kararı gerici yoz yobaz, çürümüş, sermaye devleti ve onun borazanlığını yapan hükümet sözcüleri, burjuva partiler, bilimum revizyonist, reformist-oportünist anlayışlar değil, kadının devrimci, değiştirip dönüştüren militan sınıfı proletarya verir.

Tartışma götürmez gerçek kadınların geleceğini tayin edecek yegane güç proleter kadın örgütlülüğüdür. Bunun dışında bir güç kadının kendi kaderini tayin etme noktasında tutarlı bir siyasete sahip olmadı olamaz da.

Kutlu olsun! 129 kadın işçinin daha iyi çalışma koşulları talebiyle tarihe canlarıyla bıraktıkları mirasa ve onların proleter öncüsü Clara Zetkinlere.

Kutlu olsun! “Kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulmaz” şiarının yaratıcılarına; Rosa Luxemburglara, Jiang Qinglere, Merallere, Barbaralara, Özlemlere, Işıllara, Yeterlere, Gülnazlara, Hasretlere, Sefagüllere, Sabahatlara, Nergizlere ve daha adını tarihe altın harflerle yazdıran ölümsüz proleter kadınlara, zindanlarda direnen tutsak kadınlara; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.