Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Çok Bulutlu
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Pts 15°C
Sal 14°C
Çar 15°C
Per 15°C

Dört duvar arasında gazetecilik: OHAL devam ediyor

A+
A-
29.03.2022
142
ABONE OL

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin raporuna göre Türkiye’deki cezaevlerinde 65 gazeteci var.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), bugün Diyarbakır’daki dernek binasında Türkiye’de basın çalışanlarına yönelik ihlalleri içeren “Dört duvar arasında gazetecilik” raporunu açıkladı.

Yapılan basın toplantısında ayrıca “Korku tünelinde gazetecilik” belgeselinin gösterimini yaptı.

Gazetecilerin anlatımına yer verilen belgeselde düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engeller, yaratılan korku imparatorluğu ve gazetecilerin yaşadığı sıkıntılar tanıklarca anlatıldı.

Toplantı derneğin Eşbaşkanları Serdar Altan ve Dicle Müftüoğlu ile birlikte belgeseli hazırlayan yönetmen Ensar Özdemir’in katılımıyla gerçekleşti.

“OHAL’le insan hakları ihlalleri arttı”

Raporda yakın dönemden bugüne basın üzerindeki baskı şöyle anlatıldı:

21’inci yüzyılda düşünce ve ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konusunda Türkiye’de bazı olumlu değişimlerin yaşanması bekleniyordu ancak, maalesef ki bu gerçekleşmedi. 2002’de iktidara gelen AKP hükümetlerinin 20 yıllık iktidarı döneminde düşünce ve ifade özgürlüğü alabildiğine daha da kötü bir hal aldı.

2016’daki Fethullah Gülen cemaati tarafından yapıldığı ileri sürülen askeri darbe girişi sonrası yaşananlar, ülkedeki insan hakları ve hukuk sistemini tepetaklak eden bir süreci beraberinde getirdi. Darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) rejimiyle yaşanan insan hakları ihlalleri kat be kat yükseltildi.

OHAL’e dayanarak çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ülkede ne kadar muhalif kurum, kuruluş, vakıf, dernek, medya kuruluşu varsa bir bütünen kapatıldı. Üniversiteler ve eğitim kurumları kapatılarak, akademisyenlerin işlerine son verildi. Onbinlerce kişi gözaltına alınarak tutuklandı. Binlerce kişi, gözaltında veya tutuldukları cezaevlerinde işkencelere maruz bırakıldı. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile mitingler yasaklanarak sivil toplumun sesi kısıldı. İnternet ve sosyal medyaya erişim engeliyle tüm bireyler kontrol altına alınmaya çalışıldı.

Kapatılan kuruluşlar

20 Temmuz 2016’da ilan edilen Olağanüstü Hal’in ardından 12 KHK çıkarıldı. Çıkarılan KHK’lerle toplam 177 medya kuruluşu kapatıldı. Cemaat ve Kürt çevrelerinden 121 medya organının kapatılması nedeniyle 2 bin 500’e yakın gazeteci ve medya çalışanı işsiz kaldı.

5 haber ajansı, 16 televizyon, 24 radyo, 62 gazete, 19 dergi, 29 yayınevi olmak üzere 155 medya kuruluşu KHK’lerle kapatılan kuruluşlar listesinde yer aldı.

Kapatılan yayın kuruluşlarından 9’u 665 sayılı KHK, ikisiyse 668 Sayılı KHK ile kurulan komisyon kararıyla yeniden açıldı.

İktidara yakın yayın organlarında çalışmadıkları için yüzlerce gazeteci basın kartları ellerinden alınarak tamamen işlevsiz hale getirilmeye çalışıldı. Son altı yıl içerisinde iptal edilen basın kartı sayısı 4 bin civarında. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan basın kartı başvurusunda bulunan gazetecilere çeşitli bahanelerle kartları verilmiyor.

Bugün de basın yayın alanında ilan edilmemiş bir OHAL rejimiyle karşı karşıyayız. Gözaltı ve tutuklamalardan tutalım, tehdit ve saldırılara kadar her şey gazetecilere mubah görülüyor. Baskının dozajı o kadar artırılmış durumda ki, gazetecilerin sahada çalışması neredeyse imkansız hale getirilmiş durumda.

Sansür

Eline mikrofon, kamera ya da fotoğraf makinesi alıp haber peşine düşen gazetecilerin önüne bin bir zorluk çıkarılıyor. Gazetecileri sahadan koparmak için her türlü yol deneniyor. İktidarın belirlediği çizginin dışına çıkan hiçbir gazeteci rahat çalışma imkanı bulamıyor. 

Bunun yanında sansür ve yayın engelleri adeta olağan bir hale getirilmiş durumda. Yüzlerce internet sitesi yayınladıkları içerikler nedeniyle sansüre ve kapatmaya maruz kalıyor. Binlerce sosyal medya hesabı, ilgili kuruluşlara uygulanan baskılar sonucu kapatılarak sansürleniyor. Sosyal medya hesaplarından paylaşım yapan yüzlerce kişi soruşturma, dava ve cezalandırmalara maruz kalıyor.

Yine Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), medya organlarının başında “Demokles’in Kılıcı” gibi durmaktadır. Zaten iktidarın operasyonel girişimiyle tamamen ortadan kaldırılan ve bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar kalan muhalif medya organları, RTÜK aracılığıyla baskı altına alınarak sesleri kısılmak istenmektedir. Yine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve yazılı basının sansürcübaşı konumundaki Basın İlan Kurumu (BİK) marifetiyle gazetelere ilan kesme cezaları verilerek, iktidar medyası gibi davranmayan gazeteler ekonomik olarak etkisizleştirilmeye çalışıldığı bilinen bir gerçek.

Kürt basınının durumu

2016’da ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) rejimi belki Fethullah Gülen cemaatine yönelik bir uygulama olarak kamuoyuna lanse edilmişse de OHAL’den en çok etkilenen kesimlerden bir tanesi Kürt basını Özgür Basın oldu. Bölgede yayın yapan ne kadar televizyon kanalı, radyo, ajans, gazete, dergi, internet sitesi ve yerel basın yayın organı varsa tamamı kapatıldı.

Bugün de Kürt gazeteciler çalıştıkları alanlarda pek çok engelle karşılaşabilmektedir. Kürt coğrafyasında süregelen çatışmalı süreçte yaşanan hak ihlallerini kamuoyuna ulaştırma amacıyla faaliyet yürüten Kürt gazeteciler, bu çalışmaları sırasında gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, tehditlere maruz kalıyor, haber peşinde koşarken engelleniyor, haklarında soruşturma ve davalar açılıyor, cezalandırılıyorlar.

Cezaevinde bulunan gazetecilerin önemli bir bölümünü yine Kürt gazeteciler oluşturmaktadır. Bu duruma düşmemek için onlarca gazeteci haklarında açılan çok sayıda soruşturma ve davalar nedeniyle Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştır.

2021’den istatistikler

Ocak 2022 itibariyle cezaevlerinde 65 basın emekçisinin olduğu vurgulanan raporda 2021 verileri de beş ana başlıkta şöyle verildi:

Gazetecinin yaşam hakkı ve güvenliğine yönelik ihlaller:

  • Saldırıya uğrayan;
    • Gazeteci 55
    • Yayın organı 2
  • Öldürülen gazeteciler: 2
  • Evine baskın düzenlenen gazeteciler: 9
  • Gözaltına alınan gazeteciler  : 61
  • Tutuklanan gazeteciler: 6
  • İşkence ve kötü muameleye maruz kalan gazeteciler: 23
  • Tehdit ve ajanlık dayatması: 11
  • Haber takibi engellenen gazeteciler: 103 olay
  • Hapishanelerde gazetecilere yönelik ihlaller: 17

Gazeteciye yönelik düşünce ve ifade özgürlüğü ihlalleri:

  • Hakkında soruşturma açılan gazeteciler: 54
  • Hakkında dava açılan gazeteciler: 51

Cezalandırılan gazeteciler

  • Kişi sayısı: 47
  • Hapis cezası: 133 yıl, 8 ay, 21 gün
  • Para cezası: 72 bin 206 TL
  • Yargılaması devam eden gazeteciler
    • Duruşma sayısı: 336
    • Tutuklu gazeteci sayısı (04 Ocak 2022 itibariyle): 62

Gazetecinin ekonomik/sosyal haklarına yönelik ihlaller

  • İşine son verilen gazeteciler: 75
  • Basın kartı iptal edilen gazeteciler: 1

Basın-medya kuruluşlarına yönelik engelleme ve sansür

  • RTÜK cezaları
    • Yayın sayısı 12
    • Ceza sayısı 59
  • İlan reklam cezası verilen gazeteler
    • Gazete sayısı 4
    • Ceza gün sayısı 115
  • Yayın yasağı 112

İnternet-dijital medya mecralarına yönelik erişim engeli

  • Kapatılan internet sitesi: 64
  • Erişim engeli getirilen haberler: 1460
  • Erişim engeli getirilen sosyal medya içeriği: 160

Kaynak:bianet.org

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.