Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Açık
İstanbul
27°C
Açık
Cum 26°C
Cts 25°C
Paz 22°C
Pts 21°C

17 yıl sonra 17’leri anmak!

A+
A-
16.06.2022
461
ABONE OL
17 yıl sonra 17’leri anmak!

Serdar Okan

Bir çoğunu tanıyıp tartışma ve sohbet etme şansına ermiş biriyim.
20 yıl öncesine gidip o dönemi birde bugünün gözüyle değerlendireyim.
ÖO direnişi büyük bedellere mal olmuş ve devlet karşısında büyük kayıplar olmuştu. Moral bozukluğu ve dağılma her koldan baş gösteriyordu.

Baş komutanlarımız Cafer Cangöz ve Aydın Hanbayat bu olumsuz durumu çetin bir direniş hamlesi sonrası olumluluğa çevirecek girişime dönüştürdüler. ÖO direnişinde militanlaşan ve proleter sınav verenleri alıp 1. Kongreye taşıdılar. Eski doğmatik ve ortodoks kesimlerin parti egemenliğini bu militanlaşanlarla önemli derecede etkisizleştirdiler. Birçok kesimin dağılmasına ve pasifize olmasına neden olan Ölüm Orucu direnişi, devrimci Maoist Partinin 1.kongresiyle umuda evrildi. Bir çok kesim sistemiçileşirken veya ezilen ulus burjuvazisine yedeklenirken, Maoistler İbrahim dönemi çıkışını yakaladılar ve hızla ezilen kitleler içinde kök saldılar.


Eski yöntemleri halen esas hale getirmek isteyen kimi çizgi sahipleri partinin MLM’den uzaklaştığını sürekli gizli kapaklı seslendiriyorlardı. İç mücadele iki çizgi mücadelesi olarak sürüyordu ve revizyonizme bulaşanlar ideolojik mücadele ile alt ediliyordu. Bu süreç içinde esas bölgede “mücadele eden” statik kesim, bulunduğu alanı avantaj yaparak proleter önderleri tehdit ederek: “gelin çizginize sahip çıkın” diyerek apolitik yöntemlerle mücadeleyi sürdürüyorlardı. Yapılamayan 2. Kongre tarihine kadar devrimci mücadele kitlelerde gelişip güçlenerek sahiplenildi. Ancak halen daha devrimci bir tarzda araştırılmamış Mercan katliamını açıklama görevi devam ediyor.

”Gittik baktık kimyasal ve napalm izi yoktu” demelermi…”tek kurşun o da katıra sıkılmış” demelermi…”kendi hatalarıydı bizim bilgimiz yok” demelermi…”dersim bölgesi uygun değil niye direttiler” demelermi… yani kendilerini işin dışında tutma yarışı, mücadele olarak verilmekteydi.
Sonrası ise EMEP ve ÖDP gerisine düşen süreç ve militan duruş gösterenlerin tasfiye edildiği dönem oldu. Karşı koyanların adım adım tasfiyesi ile tasfiyeciliğin ve revizyonizmin örgütlenmesi süreci gelişti.
Tarihimize bir gözatacak olursak Önderimiz İbrahim ve yoldaşlarımızın devrimimizde gelişime yol açan 5 temel belge ve 11 ilke esaslı tespitleri üzerinde yükselen stratejik hattımız ve sistem içileşmeye meydan okuyan silahlı mücadele çıkışıydı…Yine KK’da ifadesini bulan sağ sapmaya, inkarcılığa ve Parti tasfiyeciliğine karşı Partinin yeniden ayakları üzerinde doğrulmasına önderlik eden Süleyman Cihan ve yoldaşlarının GKK ve Bolşevik hizbi gibi yeni sapma ve engelleri aşan içte olduğu kadar faşist cuntaya karşıda simgeleşen teslim olmayanların mücadelesiydi. Önderimiz Baba ve yoldaşlarının rehavete kapılmadan tasfiyeciliğin ve revizyonizmin Partimizin üzerine serptiği ölü külünü silkeleyen silahlı mücadele ruhuyla yeni alanlar açarak izlenmesi gereken yolu göstermesi. Önderimiz Cüneyt ve yoldaşlarının, dünyada yeniden yapılandırma yapmak isteyen Emperyalizme karşı ve içimizde ortaya çıkan işbirlikçi hainleri yok ederek safları netleştirme mücadelesi. Önderlerimiz Cafer, Aydın ve yoldaşlarının mücadelesi MLM ile yeniden çıkışı yakalamak için eskiyen herşeyi yıkıp yeniyi kuşanırken militan yapılanmayı ideolojik ve örgütsel olarak donatmaktı.

Bizim bugünkü sürecimiz ise özümüze ve ilkelerimize sadık kalarak Parti 3. kongremizle güncellediğimiz teorik hattımız zemininde partiyi inşa etmek ve günümüz sınıf mücadelesinde silahlı illegal yapılanmayı temel alarak iktidar perspektifli konum almaktır. İşte bu gerçekliğimiz içinde 17’leri anmak, ancak ve ancak onların iktidar perspektifini kuşanarak sınıf mücadelesini her alanda örgütlemekten geçer. 17’leri anmak ve günümüzde anlamlandırmak günümüz sınıf eksenli militan duruşu örgütlemekten geçer. 17’leri anmak… 17’leri anıyoruz diyerek 17 yıldır onların yarattığı mirası harcayan revizyonist ve tasfiyecilerle birlik olan çizgiyi bertaraf etmekten geçer.
Günümüzde 17’leri anmak çelikten sağlam militan, illegal Proletarya Partisini inşa etmekten geçer. Diğeri miras yedilerin sahte anmalarıdır. Pasifize ve yılgın olmuş kesimlerin anması, ancak kendini tatmin etme anmasıdır ama asla ve asla 17’lerin kabul etmediği çizgidir.
17’lerden sonra 17 yıl geçti ve ezilen yığınlara ve sömürülenlere karşı esaslı örgütsel ve ideolojik sınıf eksenli ödevlerimiz ve görevlerimiz var. Onlara andımızdır ki, biz kazanacağız, halk kazanacak, halk savaşı kazanacak.
17’ler sınıf savaşı siperlerimizdir!
Şan şeref olsun sınıf savaşımına bedel olanlara!
Şan şeref olsun 17’lerin çizgisine sebatla sarılıp mücadele edenlere!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.